Subscribe Twitter

25 Kasım 2010 Perşembe

Kralex

Türkiye'ye geldiği günden beri birçok futbolcu ile kıyaslandı ricardınho , delgado , lincoln , alanzınho,tabata vs... Birçok yorumcu ve kendisini yorumcu zannedenler tarafından da eleştirildi "küçük maçların büyük adamı" diye.Ama o kimseyi takmadı , Türkiye oynadığı 6 yıl sonunda 103 gol atarak sarı lacivertlilerin efsaneleri arasında girmeyi başardı.Fenerbahçe'nin lig tarihinde ki 3000.golünü atmakta en çok ona yakışırdı elbet.Formasnın ve kramponlarını müzeye armağan ederken de her zaman ki efendiliği de üstündeydi yeni.Yanında da lig tarihinin ilk golünü atan Puşkaş Ergun lakaplı Ergun Öztuna'da ordaydı.1000.golü atan Erol Togay ise hastalığı nedeniyle yer alamadı törende , 2000.golü atan Uche'nin durumu hakında ise bir bilgim yok.
Bence Alex'i Türkiye'de izleyebildiğimiz için çok şanslıyız,son yıllarda süper lig'de top onun ayağındayken izlemekten bu kadar keyif aldığım başka bir oyuncu hatırlamıyorum.Sambacının bundan sonraki durumu ne olur bilmiyorum ama eğer yıl sonu Alex veda etse bile fenerbahçelilerin gönlünde hep ayrı bir yere sahip olacağı kesin...tabi Pierre Van Hooıjdonk ile birlikte.

5 Eylül 2010 Pazar

Adı Üstünde "DEV" !

Dünya Kupası öncesi Berlin'de oynanan Efes Cup maçlarını izledikten sonra , bizim için bu turnuvanın eziyete dönüşeceğini düşünmüştüm...
Ama olmadı "12 DEV ADAM" her zaman eleştirdiğimi ama bi o kadarda gurur duyduğumuz türk mantığıyla oynadılar , iş ciddiye binince oynamak.Bizim hep söylediğim bir laf daha vardır "eğer turnuvaya gidersek çok şey yaparız" diye.Bu lafı futbolda da çok kullanırız.Gerçekten de öyledir , elemelerde çok zorlanırız ecel terleri dökeriz ama finallere kaldıkmı tek vücut oldukmu çok şeyler yaparız ve bu yüzden de dünya bize "ÇILGIN TÜRKLER" lakabını taktı.
Ülkemizde düzenlenen turnuvada grup kuralları çekildiğinde de umutsuzluğum devam etmişti.Çünkü grubumuzda Yunanisatan,Rusya,Porto Rıko gibi basketbolda söz sahibi olan ülkeler vardı.Ama neyse ki düşündüğümüz gibi olmadı , milliler isime bakmadan ezip geçtiler yıllardır yenemediğimiz Yunanistan'ı ve Rusya'yı...
5'te 5 yaparak gruptan çıkıp rakibimizi bekledik.Biz Yeni Zelanda istedik ama son 3 turnuva da bizi eleyen Fransa geldi.Taraftar çekincekliydi ama "12 YÜREKLİ ADAM" bu sene bizi utandırmaya kararlıydı ki böyle utanmaya can kurban ... Öyle bir maç oldu ki , son sette gevşemeyip onların 3'lüklerine mani olsak Çin'e yaptığımız tarieyi bile yapabilirdik.
Seyircide çok istekliydi.Ankara seyircisine göre daha ateşli daha bağıran ve daha maçı yaşıyan bir taraftar vardı salonda.

Kenarda da adeta yedek kulübesinde dizilir gibi A Milli Futbol takımı oyuncuları ve teknik heyeti vardı.Futbolcular da en az tribündeki insanlar kadar yoruldular kenarda.Bir an bile susmadılar her baskette yerlerinden zıplayıp takıma destek vermeye çalıştılar..Hem Belçeka maçı öncesi millileri bu kadar mutlu görmek beni de ayrı sevindirdi.
Neyse futbola girmeyelim , zaten çok basket yazan biri değilim şimdi konu saptımı hiç toparlayamam.Önümüzde şimdi Slovenya maçı var , slovenlerin fransızlardan daha zor olduğu kesin ama bana göre Yunanistan ve Rusya'dan daha iyi oldukları söylenemez.Şimdi hedef yarı final , çok zor olduğu kesin ama kesin olan bişey daha var ki bu çocukar zorlukların üstünden daha kolay kalkıyor.

2 Eylül 2010 Perşembe

Barış'ın Yıldırım Demirören'e Bakışı !

Uzun süredir yazı girmediğimin farkındayım.Açıkçası yazmak için pek vakit bulamadım ama bundan sonra her gün blogu güncellemeye çalışacağım.
Dün gece arkadaşla ( BARIŞ GÜNEŞ ) ile konuşurken bana kendisininde blog yazmak istediğini söyledi.Tabi önce benim blogu da biraz eleştirdi daha çok mizah katmam yönünde ...
Bana Yıldırım Demirören ile ilgili yazıyı attı ve nasıl buldugumu sordu ; her ne kadar Yıldırım Demirören yanlısı bir yazı olarak görsemde , yazının anlatım şekli hoşuma gitti ve bende bu yazıyı blogumda yayınlamak istediğimi söyledim ;

--------------------------------------------

Mustafa Denizli yle başlamıştı dönem hatrı kalmasın diye aldılar seni idam mahkumunun son isteği olarak HİLBERT kusura bakma seni saymıyorum bile..
Gecelerce bekledik ....uyumadık yemedik içmedik gezmedik yandık bittik kavrulduk.
Sadece sen yeterdin bize halbuki başka kimseleri istemezdik bütün transfer bütçesini alsanda sadece sen gel ne olursan ol gel dedik.
İstedik.Yönetim Getirdi...
Bu kadar sanma sakın daha yeni başlıyoruz.
Doğru önce seni istemiştik. Ama Daha neler var neler...
Rüştü sakatlanırsa ne yapardık biz. Hakan a güvenmiyorduk
Bi adam geldiki Cenk .Artık Cenk AVER. Ömürlük Transfer
YETER Mİ? YETMEZZZ...
Sonra yıllardır beklediğmiz Delgado .O gene bizim beklediğimiz kişi olamayınca
Başladık bu sefer Guti gelsin Guti bilmem ne yaparım böyle işi!
İstedik.Yönetim getirdi
YETER Mİ? Yıldırım Demirören Yetmezzzzzzzz!!!
Bu sefer basın istedi. Neymiş Beşiktaş ın yerli oyuncu kalitesi kötü
Basın istedi Yönetim getirdi Aurelio (MEHMET) alın size yerli milli alternatif..
YETER Mİ? YETMEZZZZ!!
Çünkü Beşiktaş tarihinin en çok gol atan forvetlerinden biriyle olurmu bu işler OLMAZ Bobo
Avrupada ki yüz akımız la olurmu OLMAZ Nihat
Sarı Fırtana yı bir zamanlar yakıştırdığımız adam olurmu OLMAZ Holosko
Eski Gol Kralı Olurmu OLMAZ Nobre
İllede Forvet dedik durduk geceler birbirini kovaladı
İstedik.Alın size eski gol kralı Türkiye Milli Takıma nasıl seçilmez diye isyan edilen tartışılan adam FATİH TEKKE
İstedik.Yönetim getirdi

YETER Mİ ?YETER SANMAYIN!!!
Şaka değil gerçek.. yetmez DEMİRÖREN yetmez
Messi de getirsen yetmez Ronaldo da getirsen yetmez
Çünkü Biz;
TRANSFER MANYAĞI OLDUK

YETMEZZZZZZZZ!!!

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Bir Furbolcudan Fazlası

Fenerbahçe forması dışında aldığım ilk forma onun formasıydı.O zaman juventus forması giyiyordu,mahallede,okul bahçesinde hep o forma ile oynuyordum.İşte o zaman çekti beni bu adamın oyunu daha ismini bile söyleyemeden en sevdiğim futbolcu olmuştu THİERRY HENRY.
O sene dünyada ki en gözde futbolcuydu, üstüne bir de Fransa milli takımı ile Dünya Kupası'nı kaldırınca efsane olma yolunda hızlı adımlar atıyordu.
Daha sonra Arsenal'a geçti,premier lig tam onun ligiydi, adeta o lig için yaratılmış gibiydi.Özelikle mütavazi Arsenal ile müthiş bir uyum yakaladılar,takımına şampiyonluk haricinde büyük kupalara kazandırmadı ama oynadıkları futbol ile benim takımım olmuşlardı.
Artık her maçını kaçırmadan izliyordum,futbol oyunlarında değişilmez takımım olmuştu ta ki Barcelona'ya geçne kadar...!
Olmadı,uymadı ona İspanya.Katalan takımnda çok yıldız vardı herkes kendi çapında papazdı.Daha gittiği ilk ilk ayında dedim "uyuşmadılar" diye.Hiç alışık olmadığı şekilde yedek oturuyordu,oyuna zaman geçirmek için sokuluyordu,kimi maçlarda kadroya bile alınmıyordu.Ordan gitmesi gerekiyordu ama Arsenal ayarında bir takıma ( o ayarda olmasa da Fenerbahçe olabilirdi ).
Henüz gittiğği takım belli olmadı, boşta şuan fakat Amerika ligi şuan da en çok isimi geçen lig.Duyduğum anda şok oldum,12-13 yıldır aralıksız izlediğim her formasını alıp giyindiğim adamı artık takip edemiyecektim,maçlarını izleyemeyecektim,formasını alamayacaktım.

Belki biraz duygusal bir yazı oldu,belki de "elin zencisi için yazılırmı bu kadar yazı" diyeceksiniz ( zenci kelimesi burada ırkçılık olarak algılanmasın ) ama tamamen içimden gelenleri yazdım.Meğerse bu yazıyı kafamın bir köşesinde hep tutmuşum. Yazmaya başladığımda hiç durmadan bitirdim. Ne diyim umarım bu transfer sadece bir söylentidir...

28 Haziran 2010 Pazartesi

Başladık mı ?


Fenerbahçe bugün yeni sezonun hazırlıklarına başladı ama kafada bir sürü soru işaretleriyle.Geçen sezonu facia bir şekilde ( konum olarak değil şekil olarak ) bitirdikten sonra bu sezeno bomna transferlerle girmeyi bekliyordu herkes.Galatasaray'ın elinden Stoch'u alarak iyi bir başlangıç yaptı aslında ama sonrası ...
İlk olarak amatör küme takımlarında bile yaşanmayacak Daum krizi yaşandı.Herkesin bildiği kimsenin yutmadığı basit bir oyun oynandı adeta.Tek sebep her ne kadar desteklesemde Aziz Yıldırımın inadı yüzün
den oldu, ta ki Zico'nun gönderilmesiyle başlayan bir inattı bu.Daum'a 4 milyon daha az vermek içindi bütün oyunlar,Güiza'ya göünü kırpmadan 14 milyon Euro veren başkan Fenerbahçe'yi kurtarmak için 4 milyon daha az vermek adınaydı bu oyunlar. Sonunda Daum gitti ve beklenen oldu takım artık Aykut Kocaman'a emanetti.Bugünkü idmanda dikkat ettiğim en büyük nokta takımın acayip neşeli olmasıydı,Kocaman geldiğini hissttirmişti takıma adeta,zaten Semih'in Daum'un gitmesinin ardından 2011'e kadar takımda kalması bunun göstergesi gibiydi.

İdmanda ki ilginç noktalar ise Guiza'nın çağırılmasına rağmen hazırlıklara gelmemesi ve Kazım'ın çalışmalara katılıp çok hırslı mücadele etmesi.Güiza'da galiba artık takımda istenmediğinin farkındadır ve büyük ihtimalle şuan da menajerinin seferber etmiştir Türkiye'den ayrılmak için.Kazım'ın durumu ise ilginç oda Daum'un gidişini fırsat bilmiş diye düşünüyorum ama açıkçası gelmesine sevindim kanat ve zaman zaman forvet oynayacak adama ihtiyacımız var ve bunu en iyi doldurakaca adamlardan biridir Kazım. Bütün bunlara rağmen artık gelecek yılın hazırlıkları başladı,yönetimin Aykut Kocaman'ın bilgisi dahilinde en az 3-4 transfer yapmaları şart tabi gerekli yerlere gerekli adamları almak şartıyla.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Futbolun Tanrısı Başlıyor !

Sadece 2 gün kaldı gerçek futbolun,gerçek heyecanın,futbolun atar damarının yani DÜNYA KUPASI'nın başlamasına.
Turnuva yaklaştıkça yıldızların bir bir sakatlanması biraz moralleri bozdu ama şu an kupada ki oyuncular bile sabırsızlanmamızı sağlıyor.Kuşkusuz turnuvanın en merakla beklenen takımı Messi'li Arjantin.Tangocuların bu kadar merak edilmesinin iki nedeni var ; birincisi Maradonanın oynadığı zamanlarda Dünya Kupasını kazandırdığı Arjantin'e bu sefer kenardan yine aynı başarıyı sergileyebilecekmi, ikincisi de Maradına'nın velihatı olarak gösterilen Messi'nin Maradona gibi Arjantin'e kupa kazandırıp tangocuların efsaneleri arasına girecekmi.
Arjantin ayrıca benim kupayı kazanacağını düşündüğüm takım ama kesinlikle istediğim takım değil.Ben her turnuva olduğu gibi fransızlardan yanayım ta ki Henry Fransa milli takımını bırakana kadar.
Dünya kupası deyip te Brezilya'ya değinmemek ayıp olur. Ama sambacılar bu sefer geçmiş turnuvalar kadar adından söz ettirmiyor.Özelikle Pato ve Ronaldınho'nun Dunga tarafından Afrika'ya çağırılmaması beinm gibi birçok kişinin Brezilya'ya olan sempatimi azalttı.
İspnya'ya değinmeden de geçemiyeceğim.Kuşkusuz EURO 2008'de oynadıkları futbolla şu an tartışmasız en iyi olduklarını gösterdiler.Özelikle başta yapışık ikizler Xavi-İniesta olmak üzere oyuncular arasındaki koordinasyonu en iyi sağlayan ekip.
İngiltere var bide ; hersene favori olarak gelip sessiz sedasız elenirler.Euro 2008'de olmamaları onların bu turnuvaya olan isteklerini artıyor.
Bir nevi Dünya Kupası panaroması yaptım, kısacası favorim Arjantin ama istediğim takım Henry'li Fransa.Bu arada şu an fark ettim ki her turnuva da en az çeyrek final oynayan Almanya'dan bahsetmedim.Etrafımda da Dünya Kupası muhabeti yaparken kimseninde panzerlerden bahsetmediğini fark ettim.Galiba bu sene de tıpkı 2002'de final oynadıkları, 2006'da yarı final oynadıkları 2008'de final oynadıkları gibi yine sessiz sedasız ilerleyecekler.Kim bilir belki bu sefer kupayı ülkelerine götürürler.

25 Mayıs 2010 Salı

Sezon Açıldı !

2009-2010 sezonunu geride bıraktık,artık takımların yönetimlerinde yeni sezon hazırlıkları başladı.Her sezon ki gibi gazeteler daha şimdiden başta Fenerbahçe olmak üzere Türkiye'ye birçok dünya yıldızını getirdi bile,ama daha takımlardan her hangi bir transfer için yalanlama gelmedi,bu da gazetelerin iddialarını güçlendirerek ertesi gün "HALA YALANLANMADI" başlıkları atmalarına sebep oldu. Şu an gazetelerin en çok yazdığı isimler ; Beşiktaş için Quaresma ile Fenerbahçe için Hamit ve Henry oldu.Takımların bu futbolcular ile ilgilendikleri bir gerçek ama eğer alamazlar ise biliyoruz ki "YALAN HABERLER" başlığı altında "X FUTBOLCU İLE HİÇ İLGİLENMEDİK DİYECEKLER".
İşin bir de takımların futbolcu transfer ettikten sonraki gazete başlıkları var.Gazeteler yurt içi ve yurt dışındaki bir çok futbolcuyu yazdılar, iş böyle olunca kim gelirse gelsin "BİZ DEMİŞTİK" başlıkları gazete manşetlerini süsleyecektir.

6 Mayıs 2010 Perşembe

27 Yıllık Hasret Sona Erdi !



27 yıldır Türkiye Kupası'nı alamayan Fenerbahçe dünkü Trabzonspor yenilgisi ile birlikte kendi rekorunu egale etti.
Bir tarafta ligi çok erken bitirmiş ve ayladır bu günü bekleyen Trabzonspor, diğer tarafta bu sezonu çifte kupayla bitirmek isteyen Fenerbahçe.Maç öncesi birçok kişinin görüşü, iki takımında atak oynamasından dolayı maçın çok zevkli geçeceği ama kazanan tarafın yıllardır kupa özlemi çeken Fenerbahçe olacağı yönündeydi. Maçın bütününde Trabzonspor'un daha atak ve daha istekli olduğunu söylemek mümkün,Fenebahçe ise aklının şampiyonluk yarışındaki en büyük viraj olan Ankaragücü maçında olduğunu çok belli etti.


Maç öncesi , maç sırası ve maç sonrası ile içinde birçok hikayeyi barındıran bir finali de geride bıraktık.Kaybeden son 10 yılda 6 kere final 1 kere yarı final oynayan Fenerbahçe oldu,kazanan ise 5 Mayıs 1996'nın rövanşını alan Trabzonspor ve alınların akıyla Türkiye'ye muhteşem bir final yaşatan Şanlıurfa oldu...

29 Nisan 2010 Perşembe

Katalanlar UEFA'ya Yürüsün

Dünkü Şampiyonlar Ligi yarı final mücadelesi beklediğimin aksine çok durgun geçti.Tıpkı bir Barcelona-Almeria maçı havası vardı.Barcelona'nın karşısında başka bir takım olsa katalanların rakibi öyle oynamaya mahkum ettiğini düşünürüdüm ama işin ucunda Jose Mourınho olunca bir kere daha düşünmek gerekir.Özelikle 75 dakika boyunca Barcelona karşısında 10 kişi oynayacak ve sonunda turu geçecek takım çok azdır,daha doğrusu teknik direktör çok azdır.


İnter ilk maçtaki performansıyla turu sonuna kadar hak etti ama övanş maçının 90. dakikasında Barcelona'nın buz gibi golünün sayılmaması İnter'in turu hak ettiği gerçeğini aldı götürdü.Toure'nin eli vücuduna bitişikken yarım metreden gelen topun Toure'nin eline çarpmasını hakem ( Türkiye'de verilse avrupada bunlar hiç verilmez diye eleştirceğimiz bir pozisyonda ) faul vererek Barcelona'nın final bileti ile birlikte bir çok şeyi aldı. Çünkü sadece bir final değildi,işin ucunda hem bu kupayı iki sene üst üste kazanmanın onuru ve mutluluğu olacak hemde ezeli rakibinin stadı Barnebeu'da kupa kaldırma fırsatı yakalayacaktı.



Bence Barcelona'lı taraftarlar sessiz kalmasın,bir türke danışıp ondan yardım istesinler ve Onun organize edeceği bir şekilde UEFA'ya yürüyüp tepkilerini göstersinler.



16 Nisan 2010 Cuma

Şampi Başlıkları Atılsın !



Süper Lig'de 30 haftanın içindeyiz.Bursa bu akşam Gaziantepspor'u 2-0 mağlup ederek şampiyonluğa koca bir adım attı.
Şu ana kadar acaba bir süperiz olursa Bursaspor Şampiyon olurmu diyorduk ama bundan sonra Bursa'nın şampiyon olmaması süpriz olacaktır heralde.Yeşil Beyazlılar belkide Antep maçında çok pazar günü oynanacak derbiyi merak ediyorlar.Bursa halkı ilk defa Beşiktaş'ı tutacak diyebilriz çünkü Siyah Beyazlıların kazanması demek Bursa'nın adım adım şampiyonluğa gitmesi demektir.
Bir Fenerbahçeli olarak bu gece maç öncesi Gaziantepspor'u destekliyorudum, ama her nedense Bursaspor gol attığı zaman hiç üzülmedim,hatta bi pozisyonda Bursa gol kaçırdığında üzüldüğümü fark ettim.Galiba sadece beni değil Yeşil Timsahların şampiyon olması kimseyi üzmeyecektir,bu söylediğime çok eminim çünkü Beşiktaş2lı arkadaşlarım bile keşke Bursa şampiyon olsa diyor.Eğer Beşiktaş bile Bursa'yı destekliyorsa bizim söyliyeceğimiz herşey teferruattır.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Bir Futbolcudan Fazlası

Pele,Maradona,Zico vs. Bu futbolculardan hiçbirini izleme fırsatı bulamadım,ama belkide en za onlar kadar efsane olabilecek bir adamı izliyorum LİONEL MESSİ.

Benim Messi'ye kadar izlediğim en iyi futbolcu HENRY ve ZDANE'dı.Ama şuan kesinlikle Messi benim gördüğüm ve görebileceğim en iyi futbolculardan birisidir ya da en iyisidir.Dünkü maç futbol açısından ilk maçın gölgesinde kalsada Barcelona'nın 4 golünüde aynı oyuncunun atması bu maçın bütün dünya tarafından konuşulur hale getirmiştir,hatta birçok internet sitesinde artık Messi'nin insan olmadığı geyikleri dönmeye başlamıştır bile.

- Bir tarafta "Messi düntanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusudur" diyenler ,

- Diğer tarafta " Ne zaman ki Messi gider Napoli ayarında bir takımı şampiyon yapar,işte o zaman büyük futbolcu olur" diyenler.

Messi'nin iki tarafıda ortak bir noktada birleştirmesi için önünde büyük bir şans var ; Dünya Kupası . Messi eğer Arjantin'e Dünya Kupası'nın kazandırırsa kuşkusuz kariyerinde bir level atlayacak.

25 Mart 2010 Perşembe

Geri Sayım



Dev derbiye sadece 4 gün kaldı.İki takımda yenildikleri takdirde sadece 3 puan değil birçok şeyi kaybedeceklerini iyi biliyorlar.Sezon başında Aziz Yıldırım 3 sene şampyonluk sözü vermiş,bunun üzerinede Adnan Polat bu sene şampiyonluğa biz ulaşacağız rakiplerimiz hiç heveslenmesin demişti.İki takımda ilk 6 haftayı namağlup geçmiş ve şampiyonluk yarışının ikisi arasında geçeceğinin sinyalerini vermişlerdi.Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.Yarışa önce ilk yarıyı lider bitiren Kayerispor girdi fakat sarı kırmızılılar zirveden erken koptu.Daha sonra 8 maçlık bir seri yakalayan bir Beşiktaş çıktı ortaya,bir ara zirve ile arasındaki puan farkı 12'ye çıkan kara kartallar çok iyi toparlanıp en az rakipleri kadar iddialı konuma geldi.


Ve Bursaspor ; yeşil beyazlılar Galatasaray ve Fenerbahçe'nin cömertçe harcadığı puanları iyi değerlendirerek zirveye oturdu hatta şampiyonluğun en büyük adayı konumuna geldi.Timsahlar büyük ihtimalle ligi ilk ikide bitirmeyi garantiledi,hafta sonunda oynanacaj derbide Bursaspor'a kimin eşlik edeceğini gösterebilir.bu yüzden derbinin çok gergin geçeceğini düşünüyorum her ne kadar Fenerbahçe taraftarı Özhan Canaydın'ı ayakta alkışlayarak ortamı birazcık yumuşatsada.

24 Mart 2010 Çarşamba

Bile Bile Lades !


Hafta sonu oynancak Galatasaray-Fenerbahçe derbisine Cüneyt Çakır atandı.Yenilenin belkide şampiyonluktan olacağı maça Çakır'ı atamak "Bile Bile Lades" demektir.Özelikle hafta içinde Mahmut Özgener'in Fenerbahçe aleyhine yaptığı basın toplantısndan sonra, zaten gergin geçmesi beklenen maç bu karar ile birlikte daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.Galiba Fedarasyon 28 Şubat 2008'de ki Türkiye Kupası çeyrek Final maçında olanları ve maç sonrası yaşananları hatılamıyor ya da Aziz Yıldırımın "Bir daha Cüneyt Çakır'ı maçımıza istemiyorum" sözüne inat "Bizi kişiler arasındaki husumet ilgilenrimez biz istediğimizi atarız" demeye getiriyor ( fedarasyonun böyle bir düşüncesi varsa sorarlar adama ; "niye o zaman siyasetin etkisinde kalıp Diyarbakır'ı düşürmedin" diye.Hafta sonu oynanacak derbide sonuç ne olursa olsun ortalık gerilecek ;


* Fenerbahçe kazanırsa, Galatasaray'lılar "Çakır kendini Fenerbahçe'ye affetirdi" diyecek.


* Galatasaray kazanırsa Fnerbahçe "Biz bu hakemi istemeyiz demiştik,Mahmut Özgener Fenerbahçe'den intikam aldı ( Fenerbahçe'nin geçtiğimz hafta TFF aleyhinde yaptığı yazı ile ilgili ) " dieycekler.


Eğer MHK ve TFF böyle bir karar alıyorsa, maça kadar ve maçtan sonra yaşanacakları ve söylenecek sözleri göze de almalıdırlar...

19 Mart 2010 Cuma

Futbol Sadece Futbol Değildir !


Günlerdir merakla beklenen, Diyarbakırspor'un cezası sonunda belli oldu.PFDK Diyarbakırspor'a 3 maç seyircisiz oynama ve para cezası ile Belediye maçının 1-0 sonuçlanmasına karar verdi.

Aslında birçok kişi bu kararı bekliyordu, çünkü iş futboldan çıkmış mevzuya Orgeneral,Başbakan,Cumhurbaşkanı girmişti.Bu karar aslında bir nevi türk futbolunun ve Futbol Federasyonunun kalitesini bize gösterdi.Fedarasyonun önünde iki seçenek vardı, ya Bizi siyaset ilgilendirmez biz futbolun gerekliliğini yapacağız diyeceklerdi, ya da siyasetin etkisi altında kalıp siyasi kişileri karşına almayıp yukardakilerin istediklerini yapacaklardı.PFDK ikinciyi yani en kolayını, başlarını acıtmıcak bir karar vererek bana göre ne kadar pasif olduklarını gösterdiler.

Belediye maçının hükmen olmamasının sebebi kimsenin yaralanmamasımıdır acaba onu merak ediyorum.Sahaya yaklaşık 30 kişilik bir grup girip hakem ve futbolcular içeri kadar kovaladılar.Eğer bir futbolcuyu yakalayıp dövselerdi o zaman hükmen vereceklermiydi ?

Türk olarak herşeyi iş işten geçtikten sonra yapma alışkanlığımıza bayılıyorum,herşey olur biter daha sonra önlem alırız bir müddet.ta ki olay unutulana kadar sonra hoop yeniden eskiye dönüş..

13 Mart 2010 Cumartesi

Bir Zamanlar....




2 Mart 2010 Salı

28 Şubat 2010 Pazar

Bebek Yüzlü Katil


Fenerbahçe Belediyespor'a 2-1 yenilerek şubat ayını galibiyetsiz tamaladı.Ligde Diyarbakır ve Manisaspor ile beraber kalıp,Bursaspor ve Belediyespor'a mağlup oldu.Ayrıcı Avrupa liginde de Lille'ye elendi.

Fenerbahçe'nin oyunun belli bir bölümünden sonra oyundan düştüğü ve defansının Lugano'suz çok kötü bir yönetim sergilediği de doğru ama bu Belediye maçında Fenerbahçe'nin yenilmesine sebeb olan bir kişi daha vardı; FIRAT AYDUNUS...


1. İlk yarının son dakikasında Deniz'in attığı gol sayılmadı ; Hakemin kararı ofsayt ama Deniz topu vurduğunda topun Santos ile hiçbir alakası yok.Santos topun eline çarpmaması için elini kaldırıyor fakat "Sözde Hakem" Santos'un kaleciyi engellediğini düşünüyor


2. Belediye'ye verilMEYEN kırmızı kart ; maçın 53.dk'sında Savunmadan atılan uzun topa Guiza hareketlenirken Efe İnanç ispanyol fubolcuyu tuttuğu gibi yere yatırır.Efe son adam olmasına rağmen gördüğü kartın rengi SARIdır.


3. 55.dakika da Alex ve Belediye'li futbolcu aynı anda topa ayağını uzatır ama Alex'in ayağı Belediyeli futbolcuya gelir ama Fırat Aydınus'un kararı KIRMIZIdır.Ama aynı hakem sarı kartı olan Efe'nin Crıstıan'a aynı hareketi yapmasına sadece faul verir. Daha da ilginç olanı Alex Vederson'a ara pas atmak istemiş ancak top Fırat Aydınus'un topuğuna çarpmıştı,bunun üzerine Alex ile Fırat Aydınus arasında sert bir diyalog geçmişti ve bu diyalogdan sadece 2 dk. sonra Alex oyundan atıldı.

26 Şubat 2010 Cuma

Alman Zekası !


Dün gece itibariyle kendi ligimize döndük.Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe klasik türk hastalığı olan son dakika gol yeme alışkanlığının kurbanı oldu. ( türk milli takımın euro 2008 zamanını es geçiyorum ).Aslında beklediğim bir sonuötu diyebilir iki takım içinde,geçeceklerinden bir umudum yoktu ama iki maçta da bi ara "acaba mı" dedim açıkçası.

Fenerbahçe maçında bi olay çok dikkatimi çekti.Daum genelde Guiza'yı çıkarıp yerine Semih'i oyuna alırken bu kez Guiza'nın yerine Crıstian oyuna dahil oldu ve Semih 5 dk. sonra Deniz Barış'ın yerini aldı.

Bunun yapmasındaki amaç taktiksel bişeymiydi bilinmez ama aklımın bir köşesinde tribünleri dinleyip Semih'i oyuna alınca basın tarafından neden tribünleri dinliyorsun yönünde eleştri almıştı.Bu maçta taraftar her ne kadar Guiza'ya destek verse de stad'ta homurdanmalar başlamıştı,taraftar semih'in oyuna girmesini istiyordu.

Daum galiba kendi kafasında çok zekice bişey yaptı ; Guiza'yı çıkarıp Semih'i almak gibi herkesin tahmin edeceği birşey yapmak yerine daha farklı bir değişiklik yaparak oyuna müdahele etmiş gibi görünmek istedi.

Ama olmadı basın yine Daum'a yüklendi.Ben de Daum'un hatalı olduğunu düşünüyorum ama Lugano'nun yokluğunda Bilica'nın kendisine duyduğu özgüvenden kaynaklanan nasıl hatalar yaptığını veya Crıstıan'ın son 4 haftadır ne kadar kötü bir oyun sergilediğini de es geçmeyelim.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Tek Yedek Deivid


Fenerbahçe yarın Lille ile tarihi bir maça çıkıyor.İlk maçın 2-1 bitmesinden dolayı sarı lacivertliler tur için avantajlı görünüyor.Ama işin bir de öbür boyutu var ; sakatlar.

Fenerbahçe'nin yarın ki maç için kadrosunda 2'si kaleci 12 oyuncu bulunuyor.Daum nasıl bir oyun anlayışı ile oynayacağı merak konusu,bir çok futbolcu kendi mevkisi dışında oynamak zorunda kalacak.Santos'un cezalı olması Lugano,Cristian,Uğur Boral,Ali Bilgin,Vederson,Mehmet Topuz ve Özer Hurmacı'nın da sakat olmasının ardından yedek kulübesinde Deivid ve kaleci Volkan Babacan yalnız kaldı.Yani bu kadar olumsuzluğun ardından turu geçmek mucize diyebilirim ama eğer turu geçsede işte o zaman bir tarih yazılmış olur.

Sorry Guiza


Geçtiğimiz hafta oynana Fenerbahçe-Bursaspor maçında oyundan alınan Guiza taraftarın büyük bir bölümü tarafından yuhalanmış,Guiza yedek kulübesinde kenara oturarak ağlamıştı.
Geldiği günden beri çok iyi bir performans sergilemediği kesin ama yinede tuttuğum takımın futbolcusunun ağladığını görmek beni çok üzdü.
Taraftarlardan da bundan bi hayli rahatsız olmuş ki bugün Samandıra Tesislerine giderek hem Guiza'dan özür dileyecek hemde Lille maçı öncesi futbolculara moral verecekler.Ayırı kurdukları http://sorryguiza.com/ sitesinden de Guiza'ya Liverpool'un efsane marşı you'll never walk alone şarkısını armağan ettiler.
Bi yandan taraftar takımına sahip çıkıyor helal olsun derken diğer yandan da madem Guiza'yı seviyordunuz neden o maçta adamı ağlattınız ?
Ama ne olursa olsun taraftarların yapacağı bu ziyaretin hem Guiza'ya hem de diğer futbolculara ilerisi için büyük moral olacağı kesin.

22 Şubat 2010 Pazartesi

Suç Kimde ?

Suç Guiza'yı yuhalayan taraftardamı yoksa kaçırdığı pozisyonlarla olayları buraya getiren Guiza da mı?

43 Yıl Sonra İlk Kez(miş)



Fenerbahçe Ülker 43 yıl aradan sonra Türkiye Kupasını aldı.Daha önce en ilk yapıldığı yıl olan 1967 bu başarıyı göstermişlerdi.Ben dahil çoğu insan bunu dün akşam ilk kez öğrendi.Ama futbol takımının 29 yıldır kupayı alamadığını bilmeyen yoktur.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Hadi Hayırlısı


Blog açılalı yaklaşık 4 ay kadar bir süre geçti ama blogun kimliğini yeni buldum diyebilirim.
İlk açtığımda amacım spor haberlerini yayınlamaktı ( ağırlıkta futbol olmak üzere ).Sonra bunun çok mantıklı olmadığını düşündüm blogumun kişisel olması ve istediklerimi yazacağım bi hale getirmek daha cazip geldi.İlk önce şablon aramaya koyuldum, yaklaşık 2 haftamı aldı bu olay.Ortalama 30 şablon denemişimdir blog üzerinde ama hiçbiri tatmin etmedi.En son dün bi log denedim iş yerinden arkadaşların yorumlarıyla beraber şablonuma kara verdim.Artık yep yeni içerikle blogum yayın hayatına başladı diyebilirm.Blogumda şimdilik düşündüğüm iki seri var.Her hafta bir takımın ( 3 büyüklerle başlayıp anadolu takımları dahil yapabildiğim her takım ) açtığı yaratıcı pankartlar ve haftanın en ilgi çeken 3-5 karikatürünü paylaşacam.Blogum yeni arayüzle ilk yazısını yazmış oldum artık geriye http://erbos.blogspot.com/ adresine blogumu eklemek kaldı.

4 Şubat 2010 Perşembe

BURUK SEVİNÇ!



Maça son gün kara verdim gitmeye,hem hava soğuk hem de maçı TRT veriyor.Ama bi yandan da 2 aydır stada gitmemenin verdiği bir açlık vardı; futbolcuları,tezahürtları,stad önündeki at etini ! özlemiştim.Stada girdiğimde omuz omuza tezahüratıında 3. saniyeye gelinmişti ( malum istanbul trafiği).
Maç başladıktan sonra "iyi ki gelmişim" dedim.Sahada her yere çok iyi dağılan,top rakipteyken tam saha pres yapan,topu kaptığında da ileride çabuk çoğalan bir Fenerbahçe vardı sahada.Bir de bunun üstüne ard arda 2 gol gelince tribünde şov başladı.Derbi maçları bi kenara koyuyorum son yıllarda bi anadolu maçında daha önce tribünlerin bu kadar istekli,bu kadar takımını ateşlediğini görmedim."90 dakika susmadılar" klişesini kullandırtmak zorunda kaldılar.Özelikle ikinci yarıda kar şiddetini artırınca 45 bin kişi (tahmini bi rakamdır gidip saymadım yani) aynı anda atkıları kaldırıp "beraber yürüdük biz bu yollarda" ve "bir şarkısın sen" şarkılarını söylediğinde tüylerimin kabardığına bizzat şahid oldum.




Yani herşey iyi gidiyordu galibiyet deseniz var,güzel oyun (evren göz'e saygılarımla) deseniz var,taraftar desteği deseniz üst seviyedeydi,bu kadar güzelliğin yanına illa sıkıcı bişey olacakya,maçın 35.dk'sında Uğur Boral'ın aldığı darbe tam 5 ayına mal oldu.Roberto Carlos'un gitmesi ile sol kanatta Andre Santos ile iyi bi ikili oluşturmuşlardı Sivas maçında,üstüne birde iki gol atınca bütün bi hafta herkez Uğru konuşmuştu tıpki Sevilla maçında olduğu gibi.Uğur 2 sene sonra ilk defa böyle oynamışken,Daum'dan yeniden formayı alıp umut vermişken her ne kadar inanmasamda NAZAR MI ACABA ? demekten kendimi alamıyorum

23 Ocak 2010 Cumartesi

HALA YALANLANMADI




Bildiğiniz gibi ülkemizde kulüpler kendi internet sitelerinden yapılan transfer haberlerini yalanlama moda oldu.Hatta sadece transfer haberlerini değil her türlü basında yer alan dogru olmayan haberleri anında "YALAN" başlığı altında taraftarlara duyururlar.
ugün Fenerbahçe.org'u açtıgınızda sadce Fotomaç gazetesinin yayınladığı "Fenerbahçe Madson için Brezilya'da" haberini anında yalanladı.Sitede BİLGİLENDİRME başlığı altında şu açıklamalar yer aldı ;


Bugün pek çok gazetede Brezilya kulüplerinden Santos'ta forma giyen Madson'la ilgilendiğimize dair asılsız haberler yer almıştır.
Santoslu oyuncuyu transfer edeceğimiz yönündeki bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
Madson'u renklerimize katmak adına herhangi bir görüşmemiz veya çalışmamız olmadığı gibi adı geçen Brezilyalı oyuncuyu transfer etmek gibi bir düşüncemiz de bulunmamaktadır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur,

Fenerbahçe Spor Kulübü

Bu işi ilk çıkartan ve her gün en az bir kez medyayı yalanlayan takım olan Fenerbahçe haftalardır süren Dentınho haberlerini hala yalanlamadı.Bu da Fenerbahçe'nin Dentınho için girişmde bulunduğunu kesinleştiriyor ama hala ne beklenyor işte orasını kimse bilmiyor.
Sarı lacivertlilerin en kısa zamanda bir transfer yapması şart, özelikle Galatasarayın transfer döneminmde her hafta İngiltere'den bir adam getirdiğini düşünürsek Fenerbahçe'ye sadece bir Gökhan Ünal'ın yetmiyeceğini söyleyebiliriz.

8 Ocak 2010 Cuma

EURO 2016'YA YENİ ADAY

EURO 2016'ya aday olan Türkiye'nin maçları oynatacağı stadlar arasında göstermediği Trabzon şehri buna kendilerine yakışır bir cevap vermiş.