Subscribe Twitter

28 Şubat 2010 Pazar

Bebek Yüzlü Katil


Fenerbahçe Belediyespor'a 2-1 yenilerek şubat ayını galibiyetsiz tamaladı.Ligde Diyarbakır ve Manisaspor ile beraber kalıp,Bursaspor ve Belediyespor'a mağlup oldu.Ayrıcı Avrupa liginde de Lille'ye elendi.

Fenerbahçe'nin oyunun belli bir bölümünden sonra oyundan düştüğü ve defansının Lugano'suz çok kötü bir yönetim sergilediği de doğru ama bu Belediye maçında Fenerbahçe'nin yenilmesine sebeb olan bir kişi daha vardı; FIRAT AYDUNUS...


1. İlk yarının son dakikasında Deniz'in attığı gol sayılmadı ; Hakemin kararı ofsayt ama Deniz topu vurduğunda topun Santos ile hiçbir alakası yok.Santos topun eline çarpmaması için elini kaldırıyor fakat "Sözde Hakem" Santos'un kaleciyi engellediğini düşünüyor


2. Belediye'ye verilMEYEN kırmızı kart ; maçın 53.dk'sında Savunmadan atılan uzun topa Guiza hareketlenirken Efe İnanç ispanyol fubolcuyu tuttuğu gibi yere yatırır.Efe son adam olmasına rağmen gördüğü kartın rengi SARIdır.


3. 55.dakika da Alex ve Belediye'li futbolcu aynı anda topa ayağını uzatır ama Alex'in ayağı Belediyeli futbolcuya gelir ama Fırat Aydınus'un kararı KIRMIZIdır.Ama aynı hakem sarı kartı olan Efe'nin Crıstıan'a aynı hareketi yapmasına sadece faul verir. Daha da ilginç olanı Alex Vederson'a ara pas atmak istemiş ancak top Fırat Aydınus'un topuğuna çarpmıştı,bunun üzerine Alex ile Fırat Aydınus arasında sert bir diyalog geçmişti ve bu diyalogdan sadece 2 dk. sonra Alex oyundan atıldı.

26 Şubat 2010 Cuma

Alman Zekası !


Dün gece itibariyle kendi ligimize döndük.Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe klasik türk hastalığı olan son dakika gol yeme alışkanlığının kurbanı oldu. ( türk milli takımın euro 2008 zamanını es geçiyorum ).Aslında beklediğim bir sonuötu diyebilir iki takım içinde,geçeceklerinden bir umudum yoktu ama iki maçta da bi ara "acaba mı" dedim açıkçası.

Fenerbahçe maçında bi olay çok dikkatimi çekti.Daum genelde Guiza'yı çıkarıp yerine Semih'i oyuna alırken bu kez Guiza'nın yerine Crıstian oyuna dahil oldu ve Semih 5 dk. sonra Deniz Barış'ın yerini aldı.

Bunun yapmasındaki amaç taktiksel bişeymiydi bilinmez ama aklımın bir köşesinde tribünleri dinleyip Semih'i oyuna alınca basın tarafından neden tribünleri dinliyorsun yönünde eleştri almıştı.Bu maçta taraftar her ne kadar Guiza'ya destek verse de stad'ta homurdanmalar başlamıştı,taraftar semih'in oyuna girmesini istiyordu.

Daum galiba kendi kafasında çok zekice bişey yaptı ; Guiza'yı çıkarıp Semih'i almak gibi herkesin tahmin edeceği birşey yapmak yerine daha farklı bir değişiklik yaparak oyuna müdahele etmiş gibi görünmek istedi.

Ama olmadı basın yine Daum'a yüklendi.Ben de Daum'un hatalı olduğunu düşünüyorum ama Lugano'nun yokluğunda Bilica'nın kendisine duyduğu özgüvenden kaynaklanan nasıl hatalar yaptığını veya Crıstıan'ın son 4 haftadır ne kadar kötü bir oyun sergilediğini de es geçmeyelim.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Tek Yedek Deivid


Fenerbahçe yarın Lille ile tarihi bir maça çıkıyor.İlk maçın 2-1 bitmesinden dolayı sarı lacivertliler tur için avantajlı görünüyor.Ama işin bir de öbür boyutu var ; sakatlar.

Fenerbahçe'nin yarın ki maç için kadrosunda 2'si kaleci 12 oyuncu bulunuyor.Daum nasıl bir oyun anlayışı ile oynayacağı merak konusu,bir çok futbolcu kendi mevkisi dışında oynamak zorunda kalacak.Santos'un cezalı olması Lugano,Cristian,Uğur Boral,Ali Bilgin,Vederson,Mehmet Topuz ve Özer Hurmacı'nın da sakat olmasının ardından yedek kulübesinde Deivid ve kaleci Volkan Babacan yalnız kaldı.Yani bu kadar olumsuzluğun ardından turu geçmek mucize diyebilirim ama eğer turu geçsede işte o zaman bir tarih yazılmış olur.

Sorry Guiza


Geçtiğimiz hafta oynana Fenerbahçe-Bursaspor maçında oyundan alınan Guiza taraftarın büyük bir bölümü tarafından yuhalanmış,Guiza yedek kulübesinde kenara oturarak ağlamıştı.
Geldiği günden beri çok iyi bir performans sergilemediği kesin ama yinede tuttuğum takımın futbolcusunun ağladığını görmek beni çok üzdü.
Taraftarlardan da bundan bi hayli rahatsız olmuş ki bugün Samandıra Tesislerine giderek hem Guiza'dan özür dileyecek hemde Lille maçı öncesi futbolculara moral verecekler.Ayırı kurdukları http://sorryguiza.com/ sitesinden de Guiza'ya Liverpool'un efsane marşı you'll never walk alone şarkısını armağan ettiler.
Bi yandan taraftar takımına sahip çıkıyor helal olsun derken diğer yandan da madem Guiza'yı seviyordunuz neden o maçta adamı ağlattınız ?
Ama ne olursa olsun taraftarların yapacağı bu ziyaretin hem Guiza'ya hem de diğer futbolculara ilerisi için büyük moral olacağı kesin.

22 Şubat 2010 Pazartesi

Suç Kimde ?

Suç Guiza'yı yuhalayan taraftardamı yoksa kaçırdığı pozisyonlarla olayları buraya getiren Guiza da mı?

43 Yıl Sonra İlk Kez(miş)



Fenerbahçe Ülker 43 yıl aradan sonra Türkiye Kupasını aldı.Daha önce en ilk yapıldığı yıl olan 1967 bu başarıyı göstermişlerdi.Ben dahil çoğu insan bunu dün akşam ilk kez öğrendi.Ama futbol takımının 29 yıldır kupayı alamadığını bilmeyen yoktur.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Hadi Hayırlısı


Blog açılalı yaklaşık 4 ay kadar bir süre geçti ama blogun kimliğini yeni buldum diyebilirim.
İlk açtığımda amacım spor haberlerini yayınlamaktı ( ağırlıkta futbol olmak üzere ).Sonra bunun çok mantıklı olmadığını düşündüm blogumun kişisel olması ve istediklerimi yazacağım bi hale getirmek daha cazip geldi.İlk önce şablon aramaya koyuldum, yaklaşık 2 haftamı aldı bu olay.Ortalama 30 şablon denemişimdir blog üzerinde ama hiçbiri tatmin etmedi.En son dün bi log denedim iş yerinden arkadaşların yorumlarıyla beraber şablonuma kara verdim.Artık yep yeni içerikle blogum yayın hayatına başladı diyebilirm.Blogumda şimdilik düşündüğüm iki seri var.Her hafta bir takımın ( 3 büyüklerle başlayıp anadolu takımları dahil yapabildiğim her takım ) açtığı yaratıcı pankartlar ve haftanın en ilgi çeken 3-5 karikatürünü paylaşacam.Blogum yeni arayüzle ilk yazısını yazmış oldum artık geriye http://erbos.blogspot.com/ adresine blogumu eklemek kaldı.

4 Şubat 2010 Perşembe

BURUK SEVİNÇ!



Maça son gün kara verdim gitmeye,hem hava soğuk hem de maçı TRT veriyor.Ama bi yandan da 2 aydır stada gitmemenin verdiği bir açlık vardı; futbolcuları,tezahürtları,stad önündeki at etini ! özlemiştim.Stada girdiğimde omuz omuza tezahüratıında 3. saniyeye gelinmişti ( malum istanbul trafiği).
Maç başladıktan sonra "iyi ki gelmişim" dedim.Sahada her yere çok iyi dağılan,top rakipteyken tam saha pres yapan,topu kaptığında da ileride çabuk çoğalan bir Fenerbahçe vardı sahada.Bir de bunun üstüne ard arda 2 gol gelince tribünde şov başladı.Derbi maçları bi kenara koyuyorum son yıllarda bi anadolu maçında daha önce tribünlerin bu kadar istekli,bu kadar takımını ateşlediğini görmedim."90 dakika susmadılar" klişesini kullandırtmak zorunda kaldılar.Özelikle ikinci yarıda kar şiddetini artırınca 45 bin kişi (tahmini bi rakamdır gidip saymadım yani) aynı anda atkıları kaldırıp "beraber yürüdük biz bu yollarda" ve "bir şarkısın sen" şarkılarını söylediğinde tüylerimin kabardığına bizzat şahid oldum.




Yani herşey iyi gidiyordu galibiyet deseniz var,güzel oyun (evren göz'e saygılarımla) deseniz var,taraftar desteği deseniz üst seviyedeydi,bu kadar güzelliğin yanına illa sıkıcı bişey olacakya,maçın 35.dk'sında Uğur Boral'ın aldığı darbe tam 5 ayına mal oldu.Roberto Carlos'un gitmesi ile sol kanatta Andre Santos ile iyi bi ikili oluşturmuşlardı Sivas maçında,üstüne birde iki gol atınca bütün bi hafta herkez Uğru konuşmuştu tıpki Sevilla maçında olduğu gibi.Uğur 2 sene sonra ilk defa böyle oynamışken,Daum'dan yeniden formayı alıp umut vermişken her ne kadar inanmasamda NAZAR MI ACABA ? demekten kendimi alamıyorum